Kendine Ulaşmak

Herkes farklı, herkesin bir benliği var. Peki herkes benliğinin farkında mı?
Sevdiğimiz yaşam tarzının, yaşamak istediğimiz hayatın farkında mıyız? 
Yoksa bu farkındalık çok ileride mi gerçekleşecek? 

Birilerinin 10 yaşında kişiliği otururken, birileri 30 yaşında kendini anlıyor. Bunun sebebi muhtemelen beynimizin işleyişi ve yaşadıklarımız kadar çevremizin bizde oluşturduğu algıdır. 

İnsan, ruhunun ait olduğu şey ne ise, onu yapmalı. Ne istiyorsa, ne ona göreyse her şeyi o tarafa döndürmeli. Kurduğum bu iki cümle de aklıma farklı şeyler getiriyor; okulunu hep asıp, büyüdüğü berbat mahalledeki serseri arkadaşları gibi olan, ve hayatı boyunca öyle bir kişiliğe bürünen çocuğun, ruhu bunlara mı aitti? 10 yaşında tesettüre sokulan ve hayatı boyunca bu şekilde yaşayan, mesleğinden eşine kadar bunlarla karar veren kızın, ruhu bunlara mı aitti? Ailesinin ilkokuldan beri derslerinin iyi olması için çırpındığı ve kariyerin zorunlu olduğuna ikna ettiği çocuğun, ruhu bunlara mı aitti?  
Bilmiyoruz.

Yaşadığımız dünyadaki en etkileyici şeylerden biri, herkesin özünde çok farklı olması. Herkesin kendine has olması. 21. yüzyılda bu herkesin çok farklı olduğunu anlayamıyoruz, çünkü herkes aynılaşmış. Aileler ve toplum insanları o kadar güçlü şekillendirmiş ki, birçok kişilik kaybolup gidiyor. 
Günümüzdeki en büyük sorunlardan biri, çocukların kişiliklerini özgür bırakmamak(yetişkinlerinkini özgür bırakıyorlar sanki). Herkesin kendi renginde olması; hem dünyayı herkes için etkileyici kılacak, hem de insanları mutlu edecek. Çünkü insanlar ancak, kendileri olduğunda mutlu olur.

Modern dünyada söz konusu sınırsız problem var, ama bence insanları kişiliksizleştirmek bunların en büyüklerinden. Medeniyet olarak bunun farkına varıp çözmemiz de, bireylerin elinde olmalı.

Hayata bir kez geliyoruz; kendimizi ne kadar geç anladıysak, hayatımızı o kadar boşa harcadık demektir.




1 Yorumlar