İletişim Sorunları ve İnsanları Hissetmeye Dair

İnsanlar, sadece birbirlerini anlayamadıkları için çok fazla sorun yaşıyor. Bazen aynı duygu ve düşüncelere sahip olan insanları bile hararetle tartışıp birbirlerini yerken görüyoruz. İnsanların iletişimden uzak, hırçın ve inatçı tavırları dayanışmayı ve dostluğu yok ediyor.

Her zihin farklıdır, fakat ham maddesi aynıdır. Bu da eğer karşınızdaki bireyin zihnini çözerseniz, onu hissedebileceğinize işarettir. Karşınızdaki insan anlayışsız, iki kelimeyi bir araya getiremeyen birisi bile olsa, onun psikolojik yapısını keşfetmelisiniz. Önce anlatmak istediklerini ve düşüncelerini çözüp, sonra nabza göre şerbet vermelisiniz.
 "Haklı olan bensem, neden uğraşayım ulan!" diyebilirsiniz, ama bir şeyleri değiştirmek için haklı olmaktan fazlası gerekiyor. Ayrıca insan sarrafı olmak, hayatınızın her alanında işinize yarayacak bir özellik.

Karşınızdaki bu anlayışsız ve iki kelimeyi bir araya getiremeyen insanı bile bir şekilde anlamanın yolunu bulmalısınız. Tecrübe ve yeteneğinizle insanları daha hızlı ve rahat bir şekilde okuyabilir, hissedebilirsiniz.
Empati kurma ve gözlem becerileriniz, siz onları kullandıkça artar.
Size insanları okumanın birkaç temel yolundan bahsedeceğim:

Vücut dili, inanılmaz fazla ipucu verebilir. Bıkkın bir duruş, diyalog esnasında saate bakmak, muhatap kişiden farklı bir tarafa dönmek, elindeki bir şeylerle veya saçlarla oynamak, abartılı kafa sallamaları ve kaş işaretleri, tokalaşmanın sertliği/zayıflığı, bacak bacak üstüne atmak, tırnak yemek, dudak ısırmak
ve daha sonsuz şey! 
Gördüğünüz her hareket, psikolojik bir yansıma olabilir.
İnsanlar arasındaki bilgi aktarımının yarısından fazlası, vücut diline dayanıyor.

Dış görünüş, vücut dili kadar sağlam ipuçları vermese de, karşınızdakini tanımanıza yardımcı olur. Aynı ortamda birileri jilet smokinlerle dolaşırken, bir başkasının kot pantolon ve tişörtüyle gezmesi, onun rahatlığını önemseyen bir insan olduğu mesajını verebilir. Kolyesini elbisesinin içinde taşımak, dini motiflere sahip aksesuar kullanmak, dekolte giymek, hatta giyilen elbisenin rengi dahi, psikolojik kimliğe dair bazı püf noktalarını açığa çıkarabilir.

Sezgiler, bazen somut ipuçları kadar değerli olabilir. Dokunmanın, sarılmanın, ses tonunun bir anda farkına varabilirsiniz. Sezgisel empatinize odaklanmak karşınızdakini anlamanızda size çok yardımcı olabilir. İçgüdüleriniz ve sezgisel ürpermeleriniz size bir farkındalık hissi sağlayabilir. Anlık bir sezi hissettiğinizde bu hissi kaybetmeden, sezginizin size bilgi vermesine izin verin.

Tabii ki bu yöntemler sizi net sonuçlara ulaştırmaz. Birinin kolyesini elbisesinin içinde taşıması, eşyanın manevi değeri olduğunu kanıtlamaz; bir kadının dekolte giymesi, birilerini tahrik etmeye çalıştığını kanıtlamaz. 
İnsanları okumak, insanları anlamak içindir; ön yargı sahibi olmak için değil.

Bu yöntemleri düşünüp; analitik, ciddi, gergin bir şekilde insanları incelemek çok yanlış bir yol olur. Arkanıza yaslanın, esnek olun. Gerilmeyin, rahatınıza bakın. Karşınızdakini sakince gözlemleyin.
Test çözer gibi analiz etmekten ziyade, insanları hissedin.

İletişimi güçlendirmenin en temiz yolu, kendi zihnini güçlendirmek.
Toplum iletişimsizliğin ne kadar farkında olsa da, her zaman karşı tarafı suçlamaya meyilli.
Oysa ki anlaşmazlık sonucunda insanın aklından geçirmesi gereken ilk cümle,
"Kendimi yeterince iyi ifade edememiş olabilirim." olmalı.
Genel olarak insanlar, hep karşı tarafı eleştirir. İnsanların yüzde doksanı(en azından benim karşılaştıklarım) tartışmaların sonunda öz eleştiriden çok uzak kalır.

Fakat diğer insanları düzeltmeye çalışmaktan daha aktif olan yöntem,
kendini düzeltmeye çalışmaktır.


Hindistan bağımsızlık hareketinin lideri Gandhi'nin dediği gibi:

  dünyayı değiştirmek istiyorsan, önce kendinden başla.



0 Yorumlar